72 Saatte Kars // Bölüm II

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

72 SAATTE KARS // BÖLÜM II
SOĞUK YERYÜZÜ CENNETİ
Yazı ve Fotoğraflar Deniz Yılmaz Akman

foto2

Orhan Pamuk’un “Kar”ında geçen Kars görüntülerini, bu şehre dair betimlemelerini ezberime kazıyorum. İçinde Kars’tan insan hikayelerinin olduğu, karlı kış filmleri izliyorum. Arka fona Tigran Hamasyan’ın Kars1 şarkısını açıyorum. Şarkı aktıkça, Doğu Ekspresi rayları üzerinde ilerler gibi hissediyorum. Artık bembeyaz karın dondurucu etkisiyle yüzleşmeye, sonsuz Çıldır Gölü’nde atların izlerini takip etmeye ve üç güne sığdırabildiğim kadar hikâye sığdırmaya hazırım.

İlk İzlenimler

foto3

Soğuk bir akşamda, 24 saat 30 dakika süren Doğu Ekspresi yolculuğumuz sonrası Kars’a varıyoruz. Bizi karşılayan yerli birkaç arkadaşın ilk uyarıları: “Dikkat edin, yerler çok kayar. Bu şehir kışın hep buzludur. Bakın tepenize, çatılardan da kocaman buz sarkıtları sarkıyor” oluyor. Ara ara buzlu yollarda kayarak, bir önüme bir etrafıma bakmaya çalışıyorum. Atkıyı suratıma sımsıkı sarıyorum; her nefesimde keskin soğuğu hissetmek içimi ürpertiyor.

foto4

Kamer Restoran

foto5

Priyoşhi

foto6

Hangel

Kamer isimli restorana giriyoruz. Kars lezzetleri denildiğinde ilk akla gelen Priyoşhi (Rus böreği), Hangel (bir çeşit mantı), Evelik çorbası gibi yemekler söylüyoruz. Her şeyin çok lezzetli olmasının yanında, ortam da loş ışıklarıyla ve dışarıdan lokantaya yansıyan kar beyazıyla çok farklı. Yan masadakilerin Türkçe konuşmalarına şahit olmasam, Rusya ya da Gürcistan’ın bir şehrinde gibiyiz. Dışarıya gözümü çeviriyorum: Buzlu kaldırımlarda dikkatle yürüyen insanları, yol kenarına dizilmiş eski konakları sokak lambalarından süzen sarı-turuncu ışık aydınlatıyor. Birkaç gün önce yağmış olan karın, etrafı bembeyaza bürümüş olması, gecenin ortasında insana huzur veriyor.

Kars’a dair masadakilerle sohbet ederken, Karslı bir arkadaş şöyle bir cümle kuruyor: “Burada ilkbahar, yaz, kış ve kara kış vardır”. Kara kışın ortasında bu şehre geldiğimiz için iyi mi ettik, kötü mü henüz ilk akşamımız olduğundan bilemeden heyecanla ertesi güne gün sayıyoruz.

Kahvehanelerde yapılan aşıklar atışmasını kaçıracak olacağımız haberini alıyorum. Kars’taki aşık geleneği, artık sadece Ramazan döneminde, Aşıklar Otağı’nda sürdürülüyormuş. Bir diğer Kars geleneği olan cirit oyunlarının da, şubat ayında gerçekleştiğini söylüyorlar. Cirit, Orta Asya’dan günümüze kadar gelmiş bir oyun; at üzerinde süngü ve mızrağın düşmana daha iyi savrulması amacıyla ortaya çıkmış.

Kars’ta insanlar neler yapıyor diye biraz bilgi almak istiyorum. Genelde yüzlerine yerleşmiş soğuk ifadeleri altında sıcacık, misafirperver bir yanları olduğunu, çoğunlukla Kars köylerinde hayvancılık, şehir merkezinde ise kıraathane, lokanta işletmeciliği yaparak geçindiklerini öğreniyorum. Bir zamanlar Rusların, Ermenilerin yaşadığı bu şehirde, günümüzde Azeri, Kürt ve Terekemeler huzur içinde yaşayıp gidiyor. Edindiğim bilgiye göre, gençler de Instagram’da açılan bir itiraf sitesi sayesinde sosyalleşip, sevgili-eş buluyorlarmış. Bir kafede karşılaştığın ve beğendiğin bir kişiyi o mecrada tarif ederek ve hislerini “itiraf ederek”, sosyal medya üzerinden tanışıyormuşsun. “Diğer türlü yalnız çekilmez bu soğuk şehir” diye ekliyor masadaki arkadaş.

Ertesi gün, gün doğumunda kalkıp Ani Harabeleri’ne ve Çıldır Gölü’ne gideceğimiz için ilk akşamımızı kısa tutuyoruz ve hotele dönüyoruz.

Baltık Mimarisi Etkileri

foto7

Anı Harabeleri’nde güneşi ve dolunayı gökyüzünde aynı anda gördüğümüz, Mihr-ü mah anlarında bu şehirden daha ne kadar etkilenebiliriz ki diye düşünürken, şehir merkezindeki mimarilerin güzelliğiyle büyüleniyoruz.
Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü yazısı burada.

Kars’ın tarihine baktığımızda; 1877-1878 yıllarında yaşanan savaş sonrası Kars’ın 40 yıl kadar Rusya’nın kontrolünde kaldığını görüyoruz. Sonrasında sırasıyla Osmanlı, Ermeni, Gürcü ve sonra yeniden Osmanlı hakimiyetine girmiş olan bu kuzeydoğu şehri neredeyse bütün izleri, hala bugün de taşıyor. Özellikle sokakların düzenine ve binaların mimarisine baktığımızda geçirdiği değişimleri bir bir hissediyoruz.

Kars’ın kuruluşunda Çar I. Petro’nun 1703’te kendi adına kurduğu St. Petersburg şehrinin planı esasa alındığı, bu yönüyle Kars’ın düzenli bir şehir planına sahip olduğunu görüyoruz. Rusya’daki mimarilerle benzer mimari özelliklerde olan binalar büyük bir çoğunlukla korunmuş, restore edilmiş ve günümüzde Kars’ın resmi, devlet daireleri olarak kullanılmak üzere yenilenmiş. Tarihi binaların ve konakların bir kısmı ise yenilenmeden eski haliyle bırakılmış, birçoğunun içi boş.

foto9

Cuma Hamamı

foto8

Defterdarlık binası

Bütün yapılar yürüme mesafesinde, kolaylıkla bir güne sığıyor. 12. Yüzyıl Selçuklular döneminde yaptırılan, 14. Yüzyıl’da Timur tarafından yıkılan ve 16.Yüzyıl’da III. Murat tarafından yeniden yaptırılan Kars Kalesi’nden başlayıp, Taş Köprü’yü ve çevresindeki hamamları gezerek ilerliyoruz. Kars çayı üzerine, III. Murat emri ile kurulmuş Taş Köprü, Anadolu’nun geleneksel kemerli köprülerini yansıtıyor. Köprünün yanı başındaki Cuma Hamamı da, kesme taş malzemeyle örülen haliyle yine çok tanıdık. Diğer yandan, Cumhuriyet ilanından sonra Kars Valiliği binası olarak kullanılan, şimdilerde defterdarlık binası olan bina, cephesindeki kartuş süslemelerle Baltık mimarisi izleri taşıyor.

foto10

Tuncer Güvensoy evi

foto11

12 Havari Kilisesi

1897 yılında inşa edilen, Tuncer Güvensoy Evi’ni, hemen yakınlarındaki Kaleiçi Mahallesi’ndeki 12 Havari Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz. Bu kilise, kutsal sayılan 12 havarileri anmak için 932-937 yıllarında Bagratlı kral Abbas tarafından yaptırılmış, 1064 yılında ise “Kümbet Camii”ye dönüştürülmüş.
Tuncer Güvensoy Evi: Yusufpaşa Mah. Gazi Ahmet Muhtar Paşa Cad. No:5

foto12

Fethiye Camii

foto12bucuk

Güzel Sanatlar binası

foto13

Sağlık Müdürlüğü binası

foto13bucuk

Eski Vali Konağı

Kars’taki bir diğer önemli yapı Fethiye Camii’ni görmeye gidiyoruz. Fethiye Camii, Rusların Kars’ı işgali sırasında 19.Yüzyıl’da kilise olarak inşa edilmiş. Yine tarihi bir bina olan ve şu an Kars Güzel Sanatlar binası olarak kullanılan binayı, 1907’de yapılan Sağlık Müdürlüğü Binası’nı, 1883’te yapılan ve 1921 Kars Antlaşmasının imzalandığı konak olarak geçen Eski Vali Konağı binasını geziyoruz. Neredeyse gördüğümüz bütün tarihi binaların girişindeki kemerlerde inşa edildiği tarih yazıyor. İç içe geçmiş kültürlerden, farklı mimari özelliklerden nasibini almış şehir bizi yürüdüğümüz süre boyunca yeniden büyülüyor.
Sağlık Müdürlüğü Binası: Hafızpaşa, Ordu Cad. No:54

foto14

Günün sonunda birkaç not:

  • Bu şehre o kadar çok kar yağıyor olmalı ki, geceler bile gündüz kalıyor. Kar beyazın rengini, sokak lambalarından süzülen sarı ışıklar kırıyor.
  • Doğu Ekspresi’nde gördüğümüz dolunaya ve manzaralara Kars’ta yenileri ekleniyor: Buz tutmuş yollar, insanı başka bir kültürün içinde hissettiren binalar, o binaların önlerinden günün her saati geçen siyah giyinmiş adamlar, yol boyu uzanan ağaçlar… Binaların tepelerinden sarkan buz sarkıtları, bacaklarınıza sarılıp sevgi arayan köpekler.
  • Tren yorgunluğu diye bir şeyin Doğu Ekspresi’nde geçerli olmadığını anlıyorum. Tren yolculuğu bir yerden bir yere ulaşmanın ötesinde, kendi içine de yaptığın yolculukları kapsayan bir yol sanki. Trende gördüklerim beni dinçleştiriyor, daha da heyecanlandırıyor. Vagondan çıkıp, karlı manzaralara ve trenin ucuna bakarken, bütün iç yolculukların da en iyi trenle yapılacağını bir kez daha anlıyorum.

Yerel Lezzetler

foto15

Kristal Lokantası // Piti

Mimari gezimizin sonunda yerel bir lezzet olan “piti”yi denemek için esnaf lokantası olarak hizmet veren Kristal Lokantası’na gidiyoruz. Piti, uzun saatler pişirilen koyun eti ve safranla pişirilen sulu nohut yemeğinin bir birleşimi. Emaye kaplarda servis ediliyor. Önce tabağa lavaş ekmeği doğruyor, üzerine yemeğin suyunu döküyorsunuz. Önce bu kısım yeniliyor. En son olarak da, nohut ve etleri döküp, yiyorsunuz. Yumuşacık etin, safranla uyumuna tanıklık ediyoruz.
Kristal Lokantası (kebap salonu): Halitpaşa Cad. Eski Vakıfbank yanı No :127

foto16

Aynı günün akşamında ise Kars’ın en meşhur lezzeti “kaz eti” yemeye Kars Kaz Evi’ne gidiyoruz. Kars Kaz Evi’nin sahibi Nuran hanım kaz etine dair birçok şey araştırmış, girişimcilik ve başarı ödüller almış. Bulgur pilavı üzerinde servis edilen kaz etinden, mercimek ve patatesten yapılan “Evelik çorbasından”, “Kars ketesinden” ve “Hangel” mantısından tadıyoruz. Nuran hanım masa masa gezip, yemekleri sevip sevmediğimizi soruyor ve gülen yüzle yorumlarımızı dinliyor.
Kars Kaz Evi: Yusufpaşa Mah., Atatürk Cad. No:1

foto17

foto18

Kars’taki son günümüzde son bir kez, buz tutmuş sokaklarda yürüyoruz. Çatıların üzerlerinden sarkan sarkıtları kontrol etmeyi alışkanlık haline getirmişiz, yine kafalarımız her yukarılarda. Böyle bir anda, üzerinde “Sema Tatlı Pastanesi” yazan binayı görüyoruz. Muhtemelen eski adı Sema olan bina, şu anda Kılıçoğlu Pastanesi’ne ev sahipliği yapıyor. Doğu Anadolu illerinde zincir bir pastane Kılıçoğlu. Tatlıları lezzetli, fiyatları uygun. Fakat hepsinden öte, tarihi binası çok etkileyici. Binanın hemen yanında, bize tarihiyle ilgili ipucu veren kemerde “1893” yazıyor.
Kılıçoğlu Pastanesi: Ortakapı, Atatürk Cad. No:51

foto19

Son olarak, Karsak isimli dükkana; Kars kaşarı, Kars gravyeri ve bal almaya giriyoruz. Öğrendiğimiz üzere, Kars’ta yapılan her kaşar çok lezzetli ve hangi dükkanın hangi şubesinden aldığınızın çok bir farkı yok. Karsak gravyerini imalatçısından alıyor, çünkü gravyer yapımı çok meşakkatli bir iş. Kaşar ve diğer peynir türlerini de kendileri yapıyor. Gravyer ustası İlhan Koçulu’nun da kulaklarını çınlattıktan sonra neden gravyer türünün yalnızca Kars şehrinde yapılabildiğini dinliyoruz. Doğal bitki örtüsünün, iklim koşullarının uyumunun yanı sıra İsviçrelilerden gelen bir gelenek gravyer yapımı. 1890’da Kafkasya üzerinden Kars’a gelen İsviçrelilerin de burada ilk mandırayı kurduğunu ve peynirciliğin o zamanlara dayanıyor.

Küflü peynir olan Göğermiş denediklerimiz arasında en ilginci, rokfor kadar ağır değil; çeçil peynirinin küflü hali gibi. Erzincan tulumunu da deneyip, Önder beyin “en özel tadımız” dediği taze ceviz pekmezinden tadıyoruz. Bu pekmez acılığı ile özellikle öksürüğe iyi geldiği için tercih ediliyor. Kocaman bir peynir tekerinin kesilişine tanıklık edip, ballardan pekmezlerden tadarak Kars’a özel tatlarla bu şehre veda ediyoruz.
Karsak Peynir ve Bal: Kazım Paşa Cad. No: 82

Konaklama

foto20

Cheltikov

Kars’taki tarihi otellerden Cheltikov; Kars’ın Rus işgalinde kaldığı süre boyunca Cheltikov ailesinin özel konağı olarak kullanılmış. Daha sonra ise Kars’ın ilk konservatuar binasına ev sahipliği yapmış, Cumhuriyet’in ilanından sonra ise Kars doğum evi olarak hizmet vermiş. Yakın bir zamanda restorasyona uğrayan otel Kars’ın en ünlü otel binalarından.
Bir diğer tarihi binaya konumlanmış otel ise; Kar’s Otel. Beyaz oyma ahşap işçiliğinin ön planda olduğu nostaljik görünümlü otel 8 odaya sahip. Ayrıca içinde yer alan Ani Restoran’da  her sabah açık büfe kahvaltı hizmeti var.
Cheltikov: Yusuf Paşa Mah. Şehit Hulusi Aytekin Cad. No:63
Kar’s: Halitpaşa Cad. No: 79

 

Related posts: