BEYRUT // Bölüm II

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Yazı ve Fotoğraf Tamer Kaya
YAZININ İLK BÖLÜMÜ – BEYRUT: Delik Deşik Bir Kentten Çağrı

Hamra

foto23-Hamra- Amerikan Üni

Beyrut Amerikan Üniversitesi şehrin bu tarafına yolumun düşmesini sağlıyor. Muazzam bir kampüs alanı sunan bu özel üniversite 1866 yılında açılmış. Fakülte binaları oldukça bakımlı ve özenle korunmuş. Üniversite içerisindeki arazide kendi stadyumu, çim alanları ve kendi müzesi ile en azından içeride birkaç saat geçirilmesi gereken bir yer. Yanınızda bulundurduğunuz dergi ya da kitabınızı kapıp banklardan birisine kendinizi bırakabilirsiniz. Bu üniversite Lübnan Eğitim ve Yüksek Eğitim Bakanlığı tarafından lisanslı olan özel üniversitelerden birisi. Lübnan’da bir devlet üniversitesi ve 28 de özel üniversite bulunuyor.

foto24-Hamra- Amerikan Üni

Amerikan Üniversitesi kampüs arazisi aynı zamanda bir botanik bahçe gibi. Çeşitli ağaçlar ve bitkiler arasında huzurlu bir süre geçirdikten sonra ana giriş kapısının oradaki kayıp eşyalar bölümüne de bir göz atın derim. Yıllardır üniversite arazisinde kaybolan, bırakılan ya da unutulan onlarca nesne camekanının arkasından size bakıyor olacak. Onların hikayeleri hakkında biraz düşünün, hayal edin!

foto25-Hamra

Üniversitenin önündeki Bliss Caddesi’nden D’arc Sokak’a saparak bir süre düz devam ettikten sonra Hamra’nın en işlek ve kalabalık caddesi olan Hamra Caddesi’ne çıkın. Crowne Plaza’yı bulup çevresinde konuşlanmış; Antoine Gemayel, Mahatma Gandhi ve Sheikh Elias Gaspard caddelerinden birini tercih edebilirsiniz. Daha önce hiç bu kadar iyisini yemediğinizi düşündürecek kadar iyi olan etli ya da Şam fıstıklı humusu, bol tahin sosuyla lezzet topları falafeli ve Lübnan yerel mutfağının enfes örneklerini deneyin! Humusun üzerine koydukları birkaç santimetre derinliğindeki zeytinyağı sizi sakın korkutmasın. Antoine Gemayel Caddesi üzerinde bulunan Iyyam El LouLou benim denediklerimden bir tanesi. Ancak Beyrut’ta yediğim en iyi falafel dürümü, Türkiye’deki küçük döner dükkanlarını andıran, bar tabureleri üzerinde hızlıca yiyip kalktığınız bir yerde tattım. Bu yüzden illaki dekorasyon olarak sizi etkileyen ya da çok fazla kişi tarafından önerilmiş bir yerde yemek konusunda ısrarcı olmayıp, sokak aralarındaki küçük büfelere uğrayın derim. Bu dürümcüler hem çok lezzetli hem de oldukça ucuz.

Hamra özellikle de bir öğrenci bölgesi olduğundan bu bölgede çok sayıda sinema salonu bulmanız mümkün. Strand, Edisson, Jeanne D’Arc, Montecarlo, Saroulla (Al Madina), Marignan (Babel) bu salonlardan bazıları. Aile olarak ya da kalabalık bir grup halinde seyahat ettiğinizi varsayarsak eğer, bu bölge size konaklama konusunda hem daha güvenli hem de uygun fiyatlı birçok seçenek sunabilir.
http://www.aub.edu.lb/
http://www.whereleb.com/lebanon/iyyam-el-loulou-hamra-beirut

Müze-Sanat Günü // Art Center – Ulusal Müze – Robert Mouawad

Tipik Akdeniz ikliminin hâkim olduğu bu şehirde birçoğunuz için -gittiğiniz mevsime göre değişmekle birlikte- kapalı alanlarda zaman geçirmeyi düşünmek pek de çekici gelmeyebilir. Çünkü Beyrut aynı zamanda incecik kumu olan harika plajları ile kesinlikle bir yaz şehri!

Ancak ülkenin 10.000 yıllık coğrafi geçmişini, birçok kez doğal afetlerle batıp tekrar tekrar yükselen Beyrut kentini ve sayısız savaştan sağ çıkmış – yabancı istilalarından nasibini almış bu toprakların kültürel insan mozaiğini, dini ve etnik köken bakımından var olan çeşitliliği göz önüne aldığımızda bu şehrin, ülkenin daha fazla bilgi ve tarihi size verebileceğini düşünüyorum. Tabii ki, bu karar tamamen sizin beklentinize ve isteğinize kalmış.

Ülkedeki müzelerden en önemlileri şöyle: Gibran Müzesi, Hakel Fosil Müzesi, Hall of Fame (Şöhretler Salonu) Müzesi, Tarihi Balmumu Müzesi, Lebanese Heritage (kültürel miras) Müzesi, Marie Baz Müzesi, Pepe Abed Müzesi, Sidon’un Sabun Müzesi, Denizin Harikaları Müzesi ve İpek Müzesi. Tabii ki bu müzeler ülkenin farklı şehirlerinde ve bölgelerinde bulunuyor. Beyrut özelinde, daha farklı, özel bulduğum ve görülmesi gerektiğine ikna olduğum üç müze – sanat merkezinden bahsetmeyi istedim.

Downtown bölgesinde çok sayıda lüks sanat galerisi bulunsa da, Beirut Art Center bunlardan özgünlüğü ve bir etkinlik alanı olarak da kullanılıyor oluşuyla ayrılıyor. Ayrıca kar amacı gütmeyen ve Beyrut özelindeki deneysel sanat ürünlerine adanmış bir platform. Syoufi bölgesinde bulunan merkezi ziyaret etmeden önce devam eden ya da gelecekteki sergileri, çeşitli etkinlikleri, atölye çalışmalarını ve film gösterimlerini kontrol etmekte fayda var. Giriş ücreti olmayan bu mekana destek olmak için küçük mağaza kısmından bir şeyler satın alabilir ya da terasında bulunan kafesinde bir şeyler içebilirsiniz.

Beirut Art Center’a yakın bir mesafede bulunan ülkenin Ulusal Müze’si 1930-1937 yılları arasında inşa edilmiş. Damascus Caddesi üzerinde, hipodrom alanının yakınında bulunan müze iç savaşın başlaması ile birlikte kapılarını ziyaretçilere kapatmış ve savaşın sürdüğü yıllar boyunca içeride bulunan çok sayıdaki eser, miras hasar görmüş. Koleksiyonlar, tarih öncesi dönem, tunç ve demir devri, Helenistik dönem, Roma dönemi, Bizans dönemi isimleri altında kronolojik olarak sınıflandırılmış.

Downtown bölgesinde Grand Serail’ın hemen yakınında bulunan, Lübnanlı iş adamı Robert Mouawad’ın şahsi mülkünde, kendi özel koleksiyonuyla oluşturduğu Robert Mouawad Müzesi ise çok özel ve nadir parçaların bulunduğu, kesinlikle sıradan olmayan bir müze. Takı, aksesuar, saat ve değerli taşların satışı, tasarımı ve perakendeciliğini yapan varlıklı ailenin bu özel koleksiyonu nadir kitaplar ve el yazmaları, Çin porselenleri, antika silahlar, nadir değerli taşlar ve takı setleri, Bizans mozaikleri, Roma döneminden mermer heykelleri gibi birçok değerli parçayı içerisinde barındırıyor.
http://www.beirutartcenter.org/en/home
http://www.beirutnationalmuseum.com/
https://www.rmpm.info/

Jeita Grotto – Teleferik – Harissa

Beyrut hakkında şimdiye kadar önerdiğim her başlık şehir merkezinden ayrılmadan gerçekleştirebileceğiniz aktivitelerdi. Her bir başlık birer günlük bir program gibi düşünülerek yazıldı. Ancak Lübnan’ın birçok şehrini keşfetmek gibi bir amacınız varsa, araç kiralamanızı tavsiye ediyorum. Çünkü Beyrut şehir merkezinde toplu taşıma imkanının çok kısıtlı olmasının yanı sıra sürekli taksi kullanmak da hem trafik hem de taksilerin dolmuş taksi gibi işliyor oluşundan ötürü pek mümkün değil.

Lübnan yüz ölçümü bakımından büyük bir ülke olmadığı için anlaştığınız bir taksici ile -öncesinde ödeyeceğiniz miktar konusunda anlaşmak çok önemli- şehir merkezine yakın birçok ilçeye gitmeniz mümkün. Eğer hem zamanınız hem de imkanınız varsa, Fenikeliler tarafından 7000 yıl önce kurulmuş olan ve İncil’e adını verdiği bilinen Byblos’u, yerli Monte Carlo olarak anılan Jounieh’i bu şekilde görebilirsiniz. Ancak Bekaa Vadisi’nde yer alan ve 2. ve 3. Yüzyıl’da inşa edilmiş, Roma mimarisinin dünyada en büyük ve en iyi korunmuş akropol alanı kabul edilen, Jüpiter, Venüs ve Bacchus’e adanmış tapınakların bulunduğu şehir Baalbeck’i de alternatif bir toplu taşıma yöntemi ile görebilirsiniz.

Son olarak da, bir gününüzü harcayarak, önceden anlaştığınız bir taksici ile sırayla gezip görebileceğiniz bir rota belirledim size. Belki de Beyrut’tan aklınızda özellikle buraların kalarak ayrılmanızı istediğim için yaptım bu seçimi:

  • İlk olarak Jounieh’in batısında kalan, Lübnan’da turizmin mücevheri olarak kabul edilen karstik kireç taşından oluşan, doğa harikası Jeita mağaralarına gidiyoruz. Üst ve alt galeriden oluşan iki mağaranın olduğu bu yer aynı zamanda sizi şehirden uzaklaştırıp ormanlık bir alanda rahat nefes almanızı da sağlıyor. Önce yürüyerek üst galeriyi geziyor ve giriş noktanıza geri dönerek tesis içerisindeki ücretsiz tren hizmetiyle alt galeriye iniyorsunuz. Alt galeri üst galeriye göre çok daha büyük ve uzun. Aynı zamanda da sular altında kaldığı için minik botlar sayesinde bu daha büyük olan galeriyi gezip turunuzu tamamlıyorsunuz. Buradaki mini turun yarattığı hisleri özellikle aktarmıyorum. Çünkü biraz sürpriz olsun istiyorum.
  • Dışarıda sizin için bekleyen taksicinizi daha da fazla bekletmeden Harissa’ya çıkabilmek için teleferiğe gidiyorsunuz. Jounieh bölgesini ve neredeyse tüm Beyrut’u tepeden izlemenizi sağlayacak olan manzara burada! Teleferiğe bindikten sonraki her metre yükselişinizde çevrenizde değişen manzaraya hayran kalacaksınız. Yukarıya vardığınızda Harissa – Meryem Ana heykeli kollarını selamlarcasına yanlara açmış olarak sizi karşılıyor olacak. 13 ton ağırlığındaki heykel Fransa’da yaptırılarak 19. yüzyılın ortalarında bulunduğu tepeye yerleştirilmiş. Sarmal merdivenlerle tırmanabildiğiniz heykelin altında küçük bir ibadet yeri, sağında da modern bir katedral bulunuyor.

Belki de şehre karşı vedanızı -uzun süreli bir veda olmayacağını düşünüyorum- Harissa’nın Akdeniz’e doğru açtığı kollarının yanında yapabilirsiniz. Bu vedayı bir duaya dönüştürerek, fikri ve dini ayrılıkların her zaman barış içinde bir uzlaşı bulduğu bir dünya dileyebilirsiniz.
http://www.jeitagrotto.com/
http://www.ololb.com/

Related posts: