Ege’ye Devam: Adatepe

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Ege’ye Devam: Adatepe (Vol.I)
Yazan // Written by Deniz Yılmaz Akman
(only available in Turkish)

foto-başİstanbul’dan çıkış tabelasını gördüğünüz anda zaman yavaşlar. Birbirini takip eden tabelaların peşi sıra, tarifi zor bir coşkuyla Ege’ye yol almanın dayanılmaz huzuru şimdiden yerleşmiştir  içinize. Zeytin ağaçları, tarihi efsaneleri, antik kalıntıları, masmavi ve uçsuz bucaksız denizi ile kafanızda beliren resim sizi hızla Ege’ye sürüklemeye başlar.

Ege’nin sıkça ismini duyduğumuz, yerli yabancı turisti bol beldeleri yanı sıra, Kuzey Ege’nin daha bakir ve her sezon ayrı bir keyif veren köyleri de ziyaret etmeye değerdir. Bir önceki seride, yazın ortasında gittiğim Ayvalık, Bademli, Cunda Adası ‘nın devamı olarak, şimdi de beni her zaman büyüleyen ve nedenini tam anlayamadığım bir şekilde cezbeden diğer yerlerini yazıyorum. Üstelik bu defa kışın ortasındayım;  etraf sakin, denizin üzerinde esintinin oluşturduğu hafif bir dalgalanma, güneşin ısıttığı gölgelerinse buz gibi olduğu taş yollardan yürüyorum ve Ege’yi yeni baştan seviyorum.

Adatepe1Adatepe Köyü
Adatepe’ye senelerdir gidip geliyorum. Zamanla konutlarla dolup taşan, ruhunu kaybeden birçok beldenin aksine burası neredeyse hep aynı. 1989’da sit alanı ilan edilmesinden dolayı izin almak çok zor, alınıyorsa da taş evler mimari olarak aslına uygun şekilde inşa ediliyor. İda; yani Kaz dağlarının batısında uzanan yamaçlara kurulmuş bu köy, 1950’lerde 500 hanenin olduğu, üç tane de zeytinyağı fabrikasına sahip bir köyken, günümüzde yalnızca 17 hane ve yaklaşık 61 sakine ev sahipliği  yapıyor. Evlerin ve yaşayanların zamanla azalması kafanızda “terk edilmiş” bir köy algısı yaratmasın; Fethiye’deki Kayaköy’ün verdiği histen çok uzak, hala yaşayan bir hissi barındıran bir yer burası.

Yazları, yurt içi ve yurt dışından gelen acenteler sayesinde turizm açısından daha yoğun geçtiğini öğreniyorum. Özellikle buradan taş ev almış olan İtalyanlar, Fransızlar da kafa dinlemek için bu köyü tercih ediyor. Kışın ise burada yaşayan insanlar ve hafta sonu kaçamakları için gelen ziyaretçiler var. Herkes burayı sakinliği, doğası, mis gibi havası ve tarihi mimarisi için tercih ediyor.

Adatepe, ilk yerleşimin Antik çağlarda başladığı, daha sonra Rumlar ve mübadeleden sonra da Türklerin yerleştiği bir köy olarak karşımıza çıkıyor. Haliyle Rum tipi taş evler, taşla döşenmiş sokaklar ve tabii ki zeytin ağaçları en karakteristik özellikleri arasında.

hünnaphan2

Hünnap Han Özel Konaklama
Adatepe’deki konaklama seçenekleri arasından, yazın Palmiye binasının önünden geçerken bizi kendine çeken ve “buraya ilk fırsatta gelmeliyiz” dediğimiz Hünnap Han’ı seçiyoruz. Köyün zengini Mehmet Efendi’nin İzmir’den Çanakkale’ye giden kervan konuklarını ağırlandığı, şimdilerde ise dokuz odası ve bir suiti olan konağı, dört odadan oluşan “Mavi Ev”i ve bahçesinde dev bir palmiye ağacının olduğu sekiz odalı “Palmiye” binasını kapsayan bir aile işletmesi Hünnap Han.

Taş ev olmasının yanı sıra, göz yormayan çok sade bir şekilde dekore edilmiş, temiz, düzenli ve doğaya saygılı. Üç ayrı binası da birbirine yakın ve hepsinin Adatepe ruhunu yansıtan bir havası var. Çalışanları ise cana yakın ve her sorunuza detaylarıyla cevap veriyor. Burada yaşamış olduklarından, Adetepe’yi onlardan dinlemenin zevki bambaşka…

foto15300 yıllık bir tarihe sahip olan konağın bahçesinde duran -ayrıca isminin de ilhamı- “hünnap” ağacı ve yemyeşil geniş bahçesi ile bizi  etkiliyor. Sabah kahvaltısını yine bu konakta yaparken, dikkatimi çeken reçelin de bu bahçedeki hünnap ağacının meyvesi olan hünnaptan yapıldığını öğreniyorum. Ege kahvaltısına dair aradığınız her şeye sahip kahvaltısını ederken, pencerenin arkasında hafif hafif parlayan deniz manzarası eşliğinde huzurla doluyorsunuz. Normalde yazları bahçesinde yapacağımız keyfi, biz biraz serin olduğundan konağın içinde yapıyoruz.

Hünnap Han web sitesi

Adatepe2

Hüseyin Meral Zeytinyağ Evi & Cafe
Adatepe’de gezintiniz boyunca karşınıza sıkça çıkan “Hüseyin Meral” tabelalarını takip edip, dar taş sokaklardan birinin tam köşesinde yer alan bu zeytinyağı evine gelirseniz natürel sızma zeytinyağlarından muhakkak alın. Kahvaltılarda kullanım için ideal. Ayrıca yaza doğru mekanın girişine konan sandalyelerde oturup, şarap eşliğinde günü batırmak da bir diğer tavsiyemiz. Hüseyin Meral’de zeytinyağı dışında; sabun, natürel sızma zeytin sütü ve hatta mini sanat galerisine ait tablolar da bulmak mümkün.

Hüseyin Meral web sitesi

Adatepe3Refika Kafe
Terasından Adatepe evlerinin ve yemyeşil bitki örtüsünü seyredebileceğiniz bir kafe. İsmini zamanında köyde güzelliğiyle ün salan ve sonra Sakız adasına yerleşmek durumunda kalan Refika’dan alıyor. Yazları servis ettikleri buz gibi ev limonatasından içerken, bir yandan da köyü izlemek ruhunuzda dinginlik yaratacak.

zeusZeus Altarı
Homeros’un İlyada destanında bahsettiği gibi; Tanrıların dağı İda Dağı’nda, Tanrılar Tanrısı Zeus’un buradan Truva savaşını izleyip yönettiği söylenir. Baş Tanrı Zeus’a adanan ve Edremit körfezini gören bu altar çevreye ve deniz manzarasına en hakim tepe noktasına inşa edilmiştir.  Geçmişe ait tarihi yazıları okumak ve sonrasında uzun ağaçlı bir yoldan yürüyüp bu tepeye varmak güzel, fakat manzaraya bakıldığında doğal güzelliklerin bir bir yeni yapılarla çevrelendiğini görmek üzücü.

Ege’deki notların devamı yakında…

 

Related posts: