İstanbul’un Karakteristik Binaları

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

İstanbulun Karakteristik Binaları // Istanbul’s Characteristic Buildings
Çizimler // Illustrated by Melike Gürsel  
Yazı // Written by Deniz Yılmaz 

bina-1arnavutkoy

Geçmişi 1800’lere dayanan, İstanbul’un en güzel boğaz köylerinden biri Arnaout Kevi; yani Arnavutköy.Birçok değişim geçirse de, hala eski güzelliğini koruyan bu semtin arka sokalarında dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz insan. Yokuşları yorar ama inişi daima denize doğru olduğundan inanılmaz huzur verir. Eski ahşap binaları bu semtin öne çıkan sembolik özelliklerindendir.Dar sokaklarında gezinip, balıkçı Adem Babada levreğin tadına varıp, bir de sahildeki Girandolada muzlu dondurma yenildi mi keyfinize diyecek olmaz. Geceyi mahallenin yeni incilerinden olan Anyde veya Luzia’da sonlandırırken Arnavutköy’ü ne kadar çok sevdiğinizi anlarsınız.

Survived history since the 1800’s, Arnaout Kevi (also known as Arnavutköy) is one of Istanbul’s most beautiful villages by the Bosphorous. Even though it has seen a lot of change, you won’t believe how fast time passes as you roam the side streets and enjoy the preserved charm of this area. The slopes can be tiring but the downhill walk towards the water is always pleasant. The historic wooden mansions and buildings are a prize possession of this neighborhood. Once you roam the tight backstreets and taste Adem Baba’s sea bass followed by a little banana ice cream on the seashore, you will be delirious with satisfaction. After you end the night at Any, or Luzia a new gem of this area, you’ll understand how much you are in love with Arnavutköy.

bina-2balat

Balat Haliç kıyısının en güzel değerlerinden biridir. Balat’ın yokuşlarını çıkıp, en tepelere kadar varmayı başardığınızda gün batımının buradan daha da güzel gözüktüğüne tanık olursunuz. Geçmişte farklı dinden ve kültürden gelen insanların huzurla bir arada yaşadıkları bu semtte günümüzde de hala da farklı kültürler barınmaktadır. Eskiyi aratan bir ruhu olsa da, günümüzdeki haliyle de daima sevdiklerimizdendir.
Bir sabah renkli binalarının ve çamaşırların asılı olduğu apartmanlarının arasından geçip, Forno Balatta kahvaltıyla güne başlarsınız. Sonra da antikacıları bir bir gezip ansızın bir müzayedeye denk gelirsiniz. Satılan eşyalar, kim bilir kaç yıl öncesine ait Balat evlerinden çıkmıştır.
Köfte kokularını takip edersiniz eğer tarihi Köfteci Arnavutda bulursunuz kendinizi. Arnavut tatlısı Tirileçe’sinden de yedikten sonra tekrar kendinizi Balat sokaklarına atarsınız. 1890’lardaki Agora Meyhanesini aramaya koyulursunuz.  Kapısına kilit vurulmuş bir halde olsa da, yine hala ordadır.

Balat is probably one of the best things occupying the Haliç seaside. If you climb the hills of Balat and finally reach the very top, you will witness one of the best sunsets you will ever see. Known for being the meetingpoint of locals with different religions and backgrounds, this area still houses people of different cultures. Although it has a spirit that will make you want to flash back in time, this neighborhood continues to leave us smitten just as it is.
After you squeeze past the hung laundry on the colorful buildings, you can start your morning with breakfast at Forno Balat. Then, you can visit the antique shops one by one and stumble on an in-store auction. It’s a mystery which Balat apartments these items belonged to and how far back they would date.
If you follow the smells of köfte (turkish meatballs), you’ll find yourself at Köfteci Arnavut. After you’ve indulged in the classic Albanian dessert, Tirileçe, you’ll throw yourself back into the streets of Balat. Hunt down the old Agora Meyhane (Agora Tavern) that dates back to 1890. Even if it’s locked up with bolted doors, rest asure it is still there.
Balat Keşif Günlüğü yazısı için // For Balat Explore Diary Link

bina-3kuzguncuk

Üsküdar’ın Boğaziçi’ne açılan en huzurlu vadisi: Kuzguncuk. Mimarların, yazarların, zanaatkarların en sevdiği semtlerden biri. Günümüzde de hala insanların birbirlerini tanıdığı, esnafların  birbiriyle selamlaştığı küçük bir mahalle gibidir. Bu mahalleye ne zaman gelseniz, İcadiye Caddesinde yürür, eski binalara ve binaların üzerlerine kadar uzanan dev ağaçlara bakarsınız. Renkli evleriyle meşhur Simitçi Tahir Sokak’ı, Perihan Abla Sokak’ı, İngiliz Evlerini ve daha nice güzel sokağı geçip, gerinizde bırakırken bambaşka bir ruh haline bürünürsünüz.

The most pleasant valley to be located on the Bosphorous in Üsküdar: Kuzguncuk. A favorite of many well known architects, writers, and artisans. It’s a cozy little neighborhood where the idea of camaraderie among neighbors still lives on. Whenever you come to this area, walk along the İcadiye Cadde (Icadeiye Avenue) and admire the old buildings and the high rise trees that tower them. Famous for its colorful houses, Simitçi Tahir Sokak (Simitçi Tahir Street), Perihan Abla Sokak (Perihan Abla Street), and The English Houses, are a few streets among others that will have you floating out of your body and become one with the area.

bina-4serdariekrem_galata

Osmanlı döneminde sadrazamlara, Tanzimat’tan sonra da başkomutanlara verilen ünvan Serdar-ı Ekrem, Galata’nın en güzel sokaklarından birine de isim babalığı yapar. Geçmişte aralarında; Camondo, Aseo, Kastro gibi ünlü Musevi ailelerin de yaşadığı Serdar-ı Ekrem günümüzde daha modern ve yenilikçi mekan ve butiklere ev sahipliği yapan bir sokağa dönüşmüştür. Hiç kuşkusuz en güzel apartmanlardan biri olan, 1894’te Albert Helbig tarafından Raymondo dArancoya yaptırılan Doğan Apartmanı’nıda burada yer alması, bu sokağı daha da özel kılmıştır.

In reference to the grand viziers during the Ottoman times,  Serdar-ı Ekrem is one of the most beautiful streets in Galata. It is named after the title that was given to the commander in chiefs after The Reformation. A street that once housed Jewish families like Camondo, Aseo, and Kastro is now occupied by modern boutiques and contemporary shops. There is no doubt that it is filled with magnificent buildings but it makes it even more special to know that this is where the  Doğan Apartment, built by Albert Helbig for Raymondo d’Aranco in 1894, resides.

Related posts: