İstanbul’da Sizi “Batı”ya Götürecek Mekanlar

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

İstanbul’da Sizi “Batı”ya Götürecek Mekanlar
Places That Will Take You West in Istanbul
Yazı ve Fotoğraf // Article & Photos by Deniz Yılmaz Akman

Batılı ressam Melling’in 1800’lü yıllarda resmettiği İstanbul’a bakınca, 1852’de oryantalizmi tatmaya İstanbul’a gelen Théophile Gautier’in İstanbul için kaleme aldığı betimlemeleri detaylı inceleyince ve 1930’larda şimdilerde dönüştürülmekte olan Narmanlı Yurdu’nda kalan yazarların bu şehre dair yazılarını okuyunca bu şehrin geçmişe açılan bütün kapılarını zorlamak, sahip olduğu oryantalizmini el verdiği kadar yaşamak istiyor insan. Diğer yandan, Avrupa’nın köklü tarihine ve insanlarının geçmişlerine nasıl sahip çıktıklarına özen ve hayretle bakıp; İstanbul’da “artık sahip olamadığımız” her şeyi özlemle anıyor.

İstanbul’un doğu-batı sentezini koruyan o tarihi kimliğinin  güzel yanları da yok değil tabii. Bu şehir kısmen de olsa içinde barındırdığı oryantalizmin yanı sıra, bir kapısını da daima batıya açıyor. Sürekli evrilen ve büyüyen bu şehirde, bir mekanın içine adım atmanızla beraber kendinizi, Berlin’de, Paris’de  veya New York’da hissedebiliyorsunuz. Tarihi mekanlarla aynı ölçüde fakat başka bir haz verdiği bu yerler mimarisiyle, yemekleriyle, sunumuyla, oluşturduğu kurumsal kimlikle sizi alıp başka yerlere götürebiliyor. İstanbul’da bundan 10 sene önce çok da görmeye alışık olmadığımız türden yerlerden bahsediyorum.

“İstanbul’da 6 ay kalmak yeterlidir” diyen Flaubert şimdilerde çıkıp gelse, belki de özleyip biran evvel dönmek istediği kendi şehrinin dokusunu bu şehirde tadacak ve 1850’lerde geldiği İstanbul’dan farklı olarak; başka şehirlerden izlerle de karşılaşacak.

İşte insanı başka bir havada, başka bir şehirde; İstanbul içindeki “batı”da hissettirebilen mekanlardan bazıları…

When you look at the painting of Istanbul in the 1800s made by Western artist; Melling, explore the details sketched by Théophile Gautier who came to taste the details of Orientalism  in 1852, and read the writings left from the writers who lived in Narmanlı Yurdu in the 1930s, you will be fueled to open all the doors that will unlock pieces of the past and want to live all of the Orientalism that belongs to this city as thoroughly as possible. On the other hand, you admire the rooted history of Europe and how people represent their past with dignity; and miss everything you don’t have about this city anymore.
The historical identification that protects the east-west synthesis of Istanbul has beauty of its own. While this city is partially hosted by Orientalism, it also has a door that opens to the West. In this continously evolving and growing city, there are places that you will step inside of and feel as if you are transported to Berlin, Paris, or New York. While equally as satisfying as historical locations, these places give a different type of pleasure through its architecture, meals, design, and created atmosphere, while taking you on a trip elsewhere. I am talking about the places that we were not used to seeing about 10 years ago.
“6 months is enough in Istanbul” claims Flaubert, but if he was to arrive today, he may realize that he may not even need to move an inch when he feels homesick; compared to the Istanbul in 1850, he may even pick up traces of many other cities as well.
Thus, a person in a different set of mind, in a different city; a few places that will give a “western” feel in Istanbul… 

01-nicole

Nicole Restoran
Geçmişte Agnès Marthe Nicole’un yönettiği bu tarihi binada, günümüzde Tomtom Suites yer alıyor. Terasında ise, bir zamanlar Casanova’nın, “Palazzo Venezia” binasının balkonundan bakarak İstanbul’a hayran kaldığı o manzaraya ev sahipliği yapan Nicole yer alıyor. Nicole Restoran, her bir detayın özenle ve büyük bir titizlikle seçilerek işletildiği, “çağdaş Akdeniz mutfağından” mevsimsel menüler sunan bir mekan. Menüsü altı haftada bir değişiyor ve menüde yer alan her bir malzemenin mevsimsel ve organik olmasına dikkat ediliyor. Tadım menüsünden (“Nicole” ve “Keşif” diye ikiye ayrılıyor) karşınıza gelen her bir tabağın önce görsel açıdan algınızı, sonra da damağınızı ne kadar tatmin ettiğini söylemektense, “deneyip, görün” demeyi tercih ediyoruz. Başlangıç ve ara sıcakta kullanılan otlar ve sosların seçimi ve her bir tadı ayrı ayrı yakalamanız sizi menünün geri kalanına dair daha bir heyecanlandırıyor. Aynı şekilde ana yemekte de, sizi içinde neler kullanıldığını tahmin etmeye iten, küçük sürprizler karşılıyor. Servis kalitesi ile de sizi dünyanın başka yerlerine götürmeyi başaran ve üstelik bunu yaparken karşınızda huzur verici, tarihi İstanbul manzarası sunan bu mekandan çok büyük ihtimalle mutlu olarak ayrılacaksınız.

Having once been a film production site of Agnès Marthe Nicole, this historical building is currently occupied by Tomtom Suites. The terrace with the incredible view of Istanbul is the infamous balcony in the “Palazzo Venezia” building in Casanova and also the home location for Nicole. Nicole Restaurant, created with specially selected details, is a place that presents “contemporary Mediterranean kitchen” through seasonal dishes. Its menu gets refined every six weeks and careful attention is paid to each ingredient in order to ensure that it is seasonal and organic. Instead of telling you that the tasting menu (Divided into “Nicole” and “Discovery”), will first appeal to your visual senses and then your palate, I’ll merely say ‘try it and see’. The greens and sauces used in the starters and appetizers are just an exciting teaser of the rest of the various tastes on the menu. At the same time, the main course is filled with surprises that encourage you to wonder the ingredients that created such a delectable blend of flavors. The quality of service manages to take you to a whole different place and on top of this, you’ll leave this place utterly satisfied after dining in the historical view of Istanbul.

Nicole Restoran Adres: Boğazkesen Cad. Tomtom Kaptan Sok. No: 18 Beyoğlu
Pazartesi – Cumartesi 19.00 – 21.00, +90 212 292 44 67 (Rezervasyon gerekli)

02- sanayi 313Sanayi 313
Oto sanayi bölgesinde, tam da “sanayi” tarzına yakışacak, endüstriyel bir çizgide tasarlanmış bir alan Sanayi 313. “Alan” diyorum; çünkü bu mekanı sadece restoran olarak tanımlamak yetersiz. Lezzetli yemeklere ev sahipliği yapan restoranı yanı sıra, seçkin markaların tasarımlarının olduğu bir dükkan bölümü de yer alıyor. Ayrıca kendi bünyelerindeki atölyede “Sanayi 313” imzasıyla tasarlanan ve satışa sunulan tasarımlar da bu adreste. Simsiyah kapısından içeri girdiğinizde, yüksek tavanlı, ferah ve geniş bu mekanın iç mimarisinin sizi bambaşka yerlere götüreceği kesin. Dışına çıkıp baktığınızda ise; zamanla bambaşka yaşam alanlarına dönüşen sanayi bölgelerinde, ard arda açılan galeriler, mekanlar ve buraya yerleşen sanatçılar sayesinde yepyeni bir kimlik kazanan yerlerdekine benzer bir manzara burada sizi karşılayan.

In the automobile industrial section sits Sanayi 313, a space that has been designed strictly with an industrial touch to fit the feel of the area. I say “space” because, to define this place as a restaurant is not enough. Being home to delicious foods aside, it also has a designated area decorated with special designs of noteworthy brands. In addition, this address includes their own structures that sit in this “Sanayi 313” studio, each complete with a unique design as their signature.

Sanayi 313 Adres: Atatürk Oto Sanayi Sitesi 2. Kısım 10. Sokak No:313 Maslak

03- museMuse Istanbul
Üçüncü dalga kahvecilerinin sayısını kestirebilmenin çok zor olduğu bir dönemde, bizler için özellerden ve ilklerden biri olan Petra Coffee’nin (Petra Roasting Co) içinde bulunduğu Muse Istanbul; Gayrettepe’de, Selenium Residence’ın girişinde karşımıza çıkıyor. Rezidansların ne kadar soğuk ve davetkâr olmayan bir havası varsa, Muse Istanbul’un da bunun tam zıttı sayılabilecek, içeri girmeye karşı koyamayacağınız, kahve kokularıyla bezeli sımsıcak bir ruhu var. Etrafta gördüğünüz kahve malzemeleri (fincan, chemex gibi) ve masaların arkasında yer alan, özenle seçilmiş her ürün satışta. Fakat mekanın içine o kadar doğal bir şekilde konumlandırılmış ki, bir evin eşyaları nasılsa onlar da öyle duruyor. Arkadaşlarınızla gelip rahatça kahve eşliğinde sohbet edebileceğiniz, atmosferiyle bir kez daha “İstanbul’un batıya dönük, diğer yüzüyle” karşılaşacağınız Muse Istanbul bu listedeki “olmazsa olmaz”lardandı.

It’s difficult to estimate the number of third wave coffee shops these days but for us, one of the first and most supreme of all places has to be the one that sit inside Petra Coffee (Petra Roasting Co): Muse Istanbul; welcoming you at the entrance of Selenium Residence in Gayrettepe. Despite the cold and uninviting stereotype of residences, Muse Istanbul happens to be the complete opposite. The unfathomable warmth of the coffee aroma creates a toasty atmosphere. The utensils used to make the coffee (filters, like chemex) are displayed all around and each model is placed for sale behind each table. Given the natural and organic design of this place, each piece of furniture seems to fit fluidly. Chat with some friends as you relax with some coffee and allow the atmosphere to face you “West of Istanbul” as you realize Muse Istanbul is a “must of the musts”.

Muse Istanbul Adres: Hoşsohbet Sok., Selenium Panaroma Residence, Mağaza 1 Gayrettepe

04- luziaLuzia Arnavutköy
Arnavutköy bu şehrin belki de en bakirlerinden biri. En doğalı, en samimisi, mahalle kültürünü en çok yaşatanı… Daracık kaldırımlarını, yokuşlarını bile sevdiğimiz semtte son zamanlarda güzel mekanlar açılmaya devam ediyor. Bir süre önce de, ilk hayatına Berlin’de başlayıp, ikinci hayatına da İstanbul’da devam eden Luzia bizim hayatlarımıza girmiş oldu. Berlin’deki bu loş mekanının izlerini burada da sürmek mümkün. Menüsüne eklenen yemek seçeneklerinin yanı sıra, özellikle de kokteyllerini tavsiye edeceğimiz mekana uğradığınızda Arnavutköy’e hakim o ruhtan farklı, fakat sizi farklı şehirlerdeki atmosferlere götürebilecek bir havası olduğunu göreceksiniz. Giderseniz, ikinci katına çıkın, koltuklarına serilip, bir kokteyl eşliğinde keyif yapın. Özellikle de yıllanmış rakı ve St. Germain’le yapılan kokteylini bir kenara yazın!

Arnavutköy might just be one of the most innocent parts of this city. One of the most natural, most friendly, and most likely to lively up the neighborhood culture… In a place where we love even the tight knit sidewalks and its hills, quality places continue to sprout up. Having lived a life that was once centrally located in Berlin, Luzia has now entered our lives and opened a new chapter in Istanbul. This grandiose place will now be leaving its traces of Berlin around here. Aside from the delicious additions on the menu, the cocktails are especially noteworthy. When you drop a visit to their location, you’ll see the atmosphere they have created that’s different from the traditional soul of Arnavutköy but at the same time consisting of a unique blend of different cities. Hike up to the second floor, sprawl out on the furniture, and unwind with a classy cocktail. Be sure to remember that the cocktail blend of aged rakı with St. Germain is especially divine.

Luzia Adres: Arnavutköy Mah., Arnavutköy Bebek Cad., No 64, Arnavutköy

05- miklaMikla – The Marmara Pera
New York’un yüksek teraslarında gün batımlarını bekleyen ve gecenin ilerleyen saatlerinde kokteylleriyle manzaranın büyüleyici güzelliğine teslim olan ne kadar “Newyorker” varsa hepsine bu mekanı tavsiye ettik. Çünkü İstanbul’a geldiklerinde, bu şehrin karşı konulmaz güzelliğini bir de tepeden görmek gerekirdi. Bu şehrin de en az New York kadar tatmin edici bir havası vardı. Pera’da yer alan The Marmara Oteli’inin en üst katında yer alan mekanın manzaraya nazır barında kokteyllerinizden yudumlarken, veya şef Mehmet Gürs’ün “yeni Anadolu mutfağı” konseptiyle oluşturduğu menülerinden tadarken bu şehre aşık olmanız garanti.

For all of those “Newyorkers” who enjoy watching the sunset from the high terraces of New York and surrender to the view at night with cocktails in hand, we always suggested this place. When you come to Istanbul, it’s a whole different story to admire the beauty of this city from a bird’s eye view. This city has an atmosphere that can be as satisfying as New York. The top floor of The Marmara Hotel in Pera is guaranteed to make you fall in love as you sip on your cocktail while soaking up the view or tasting from chef Mehmet Gürs’s innovative menu.

Mikla Adres: Asmalı Mescit Mah. The Marmara Pera, Meşrutiyet Cd No:15 Beyoğlu

 

Related posts: