“On The Table”: The Project

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

“On The Table”: The Project
Interview by Zeynep Dinç
Photos by Michele Angelo Siena & Claudia Sirchia

foto3Yemek stilistliğine ve fotoğrafçılığına olan tutkum, Instagram’da ‘on the table projesi’ (@onthetable_project) ve Michele ile tanışmama vesile oldu.  Michele Angelo Siena, onthetable: the project ‘in yaratıcılarından. Onthetable: Kasım 2014’ten bu yana, masa üzerinde ne varsa…

My love of food styling and photography on instagram makes me find the ‘on the table project’ (@onthetable_project) and Michele. Michele Angelo Siena is the co-creator of onthetable: the project that is explained as ”random things on tables, since Nov. 2014”.

http://onthetableprojectblog.tumblr.com

foto1Biraz kendinden bahseder misin? Michele (@uncertomichele) kimdir?
26 yaşında bir İtalyan, İtalyan olmaktan son derece gururlu, kompülsif bir Instagram kullanıcısı, mühendislik yönetimi mezunu, tenis oynayan, futbol maçlarını asla kaçırmayan biri. Güzel olanla büyülenen, iyi giyinmeyi, cool mekanları seven biri Michele. Yeni havadisler için heyecanlanan, sınırlı sayıda üretilen her şeye tutkun biri. Her şeye sahip olmalı ama hiç kimsede o şeyden olmamalı. Ne harika değil mi? Eğlenceli ama aynı zamanda da son derece ciddi. Güçlü bir kişilik diyelim, hatta bazen taşıması zor…

Tell us a little about yourself. First who is Michele (@uncertomichele)?
26 years old, proud italian. Compulsive instagramer that in his spare time graduated in engineering management, he plays tennis and never misses a football game. Attracted by the beauty, he likes to dress well and attend cool places. Excited about the news, victim of the limited edition. He must have everything but no one should have what he has. Brilliant. He can be playful and extremely serious too. A strong personality. Sometimes almost cumbersome…

Oldukça ilginç bir kişilik analizi oldu bu. Sosyal medyada kendini ‘iPhone’lu adam’ diye tanıtıyorsun. Biraz da sosyal medyanın, akıllı telefonların ve fotoğrafın hayatındaki rolünden bahset.
Ben sadık bir Apple kullanıcısıyım. iPhone’um benim bir parçam. Onsuz hiç bir şey yapamam. Ama bu hastalık gibi bir bağımlılık değil. Bu bir hayat tarzı. Instagram’ımdaki tüm fotoğrafları kendim çekiyorum ve bu sayede dünya ile iletişimde kalıyorum. Sosyal ağları yaratıcı ve verimli bir şekilde kullanmak çok hoşuma gidiyor. Yeni insanlarla tanışmak ya da arkadaşlarla iletişim içinde olmanın kolay yolu olarak görmüyorum sosyal ağları. Bence insanlarla ve sektörlerle iletişimin en güçlü yolu sosyal ağlar. Bir resim yüklüyorsun ya da bir yazı koyuyorsun ve birden bire hiç tanımadığın binlerce insanın akıllı telefonlarının ekranlarına düşüyorsun. Bu harika potansiyeli nasıl kullanmalı diye düşünmeyi seviyorum. İşte ‘On the table: the project’ ile yapmaya çalıştığımız şey bu…

This is an interesting personality analysis. Also, in social media, you introduce yourself as ‘a guy with an iPhone’. Tell us about the role of social media, smart phones and photography in your life.
I am a Apple devout. My iPhone is part of me. I do nothing without it. It isn’t a sick addiction, I see it as a way of life. My photos on instagram are all taken with it and thanks to it I can stay connected with the world. I like to use social networks in creative way. I do not see them as an easy way to meet new people or keep in touch with friends. For me, they are a powerful way of communication accessible by people and businesses. You upload a photo or write a post and immediately you pop out on smartphones of thousands of people you don’t even know. I like to think about how to use this potential, as we’re trying to do with ‘On the table: the project’.

foto2Hadi o zaman projeyi konuşalım…
‘On the table: the project’, instagramdaki ilk projem. Bu projedeki ortağım Claudia (@quellaclaudia) aynı zamanda normal hayatta da partnerim. Harika bir fotoğrafçıdır ve bu konuda oldukça iyi bir gözü vardır. Hikaye şöyle: geçen Kasım ayında, Instagram hesapları arasında kaybolduğumuz bir gün fark ettik ki ne kadar da çok masaüstü nesnelerin çekildiği resim var. Ama buna karşılık, bu resimleri değerlendirecek bir hesap yok. ‘Neden olmasın?’ dedik. Hemen de karşılığını aldık. İlk fotoğrafları yüklediğimizde hemen yüzlerce takipçimiz oluverdi. Şu günlerde ise 15k’ya ulaştık. Bu ilerleyişten son derece memnunuz.

Let’s talk about the project…
‘On the table: the project’ is my first project on instagram. My partner in the project, Claudia (@quellaclaudia), is my partner in life. She is a great photographer and has a good eye for these things. While we were lost through Instagram accounts, last November, we noticed that there were many pictures on the table and was missing an account that would enhance those. So we said “Why not?”. The success arrived immediately. Since the first photos uploaded, hundreds of followers began to arrive. In the past days the account reached the milestone of 15k. We’re really happy with how it’s going.

Peki binlerce ‘masaüstü’ fotoğrafı arasından seçim yaparken kriterleriniz neler oluyor?
Öncelikle sadece kendi takipçilerimizin fotoğrafları arasından seçim yapıyoruz. Çünkü onlar başlangıçtan bu güne dek bizi destekleyenler ve biz de onları ödüllendirmek istiyoruz. Diğer bir taraftan da hep aynı kişilere yer vermemeye çalışıyoruz. Az takipçisi olan, keşfedilmeyi bekleyen hesaplara fırsat vermeyi tercih ediyoruz. Fotoğrafları Claudia ile birlikte dikkatle seçiyoruz. Farklı çekimlere bakıyoruz, sonra karşılaştırıyoruz, alanı daraltıp en sonunda seçimimizi yapıyoruz. Oldukça eğlenceli.

What are your criterias in making a choice between thousands of onthetable photos?
First of all we choose the photo ‘on the table’ to share in our gallery only among those of our followers. There are users who support us from the beginning and we want to reward they first. Then, we try to give space not always to the same people, preferring those who have few followers and poor visibility. The photos are chosen by me and Claudia carefully. We look at the different shots, we confront, we narrow the field and finally choose. It is funny!

foto4‘Sudio’, ‘onthebed’ gibi yeni projeleriniz de var. Biraz da onlardan bahsedelim…
Birtakım kurumlarla olan ortaklıklarımız sayesinde, çeşitli yarışmalar ve oyunlarla, takipçilerimizin katılımını ve bağlılığını canlı tutmaya çalışıyoruz. Sudio, bunlardan biri.

‘On the bed’ projesi de aslında ‘on the table’ın küçük kardeşi. Henüz başlangıç aşamasında, ama şimdiden 2k’dan fazla takipçiye ulaştı. Evin bu küçük çocuğunun da abisiyle aynı çizgide ilerlemesini umut ediyoruz.

You have also some new projects like ‘sudio’ and ‘onthebed’. Tell us a little about them…
We try to keep up the engagement of our followers through contests and games, thanks to partnerships with several companies, as the case of Sudio.
‘On the bed’, instead, is the younger brother of ‘on the table’ as we like to call it. It’s still in its infancy, but already has more than 2k followers. We hope that to the ‘baby of the house’ is reserved the same fate as his older brother.

Sana son sorum Michele; 3 kelime ile ‘good styling’i nasıl tanımlarsın?
Canlı ışık, temiz kompozisyon ve samimi anlar.

Last question Michele; how do you explain ‘good styling’ in 3 words?
Bright lighting, clear composition and candid moments.

Teşekkürler Michele, çok keyifli bir röportajdı.
Bu fırsat için ben teşekkür ederim.

Thank you Michele, it was a convivial interview.
I thank you so much for this opportunity.

 

Related posts: