Open Space Istanbul

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

OPEN SPACE ISTANBUL
Röportaj: Gözde Ulusoy
(only available in Turkish)

Hüma Kabakcı ve Billur Tansel’in kurucusu olduğu “Open Space Istanbul” yalnızca bir galeri alanı olarak değil, yerinde durmaktan bir hayli kaçınan ve hedefi farklılıkları bir araya getirmek olan  bir sanat platformu olarak sanat dünyasına girişini yaptı.

Oldukça kısa bir süre önce kurulmasına rağmen, hem Londra hem de İstanbul’da gerçekleştirdikleri sergi ve etkinlikleriyle hızla bilinirlik kazanan Open Space Istanbul’un başarılı genç kurucusu, küratör Hüma Kabakcı’yla kim olduğu ve Open Space Istanbul projesinin ortaya çıkış hikayesiyle ilgili keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

fotobaş

Hüma Kabakcı

Open Space Istanbul’u sormadan önce genç küratör Hüma kimdir?
Hüma Kabakcı; yani ben, modern ve çağdaş Türk ve Türk-i sanatı üzerine uzmanlaşmış, bağımsız bir küratör ve ikinci jenerasyon koleksiyoncuyum. Reklamcılık ve İşletme üzerine olan lisans eğitimimi, 2011’de London College of Communication’da bitirdim ve 2014 yılında yüksek lisansımı Çağdaş Sanat Küratörlüğü üzerine Royal College of Art London’da yaptım. Sotheby’s New Bond Street, Albion Galeri, Pera Müzesi ve Venedik Bienali kapsamında çeşitli kurumlarda staj ve çalışma dönemlerim oldu. 2010 Kültür Başkenti kapsamında Pecs (Macaristan),  Goslar ve Hagen (Ruhr, Almanya) kentlerinde müzelerde koleksiyon sergimi Dr. Tayfun Belgin eşliğinde gerçekleştirdim. Son olarak Open Space Istanbul projesini ortağım Billur Tansel ile geliştirdik ve hayata geçirdik.

Kendi galerini kurmaya nasıl karar verdin?
Proje ilk defa Londra’da Eylül 2014’de yakın arkadaşım Aisha Mazin Stoby ile co-küratörlük yapmış olduğumuz sergiyle görücüye çıktı. Her şey oldukça organik şekilde başladı. Aslında daha yüksek lisansım bitmeden, logo tasarımına kadar yaklaşık ne yapmak istediğimi kurgulamıştım. Ardından Billur’dan bana bir teklif gelince beraber bu projeyi geliştirmeye karar verdik. Ben de, ortağım Billur Tansel de Open Space Istanbul’a bir galeri değil, sanat projesi olarak bakmayı tercih ediyoruz.,

Ortağın Billur Tansel ile Open Space Istanbul’u kurarken; ana fikriniz neydi?
Open Space İstanbul; sanatçılar, küratörler ve sanatla uğraşan kişiler arasındaki kültürler arası diyalogu uluslararası alanda geliştirmeyi hedefleyen bir çağdaş sanat projesidir. Bu özel hareketli proje alanı, tanınırlık yaratmayı ve çeşitli kültürel birikimleri, deneyimleri ve sanat uygulamaları olan sanatçı ve küratörleri takdim etmeyi amaçlamaktadır.

Open Space İstanbul’un kendisine “açık” sıfatını vermesinin ardında; konuşmalar, performanslar, hareketli görüntüler, ekranlar ve diyaloglar aracılığıyla çeşitli sanat araçlarının araştırılması hedeflenmektedir. Open Space İstanbul’un başlıca amaçlarından biri, küratörlük ve sanat söylemini daha ileriye taşıyarak, diğer sergi ve sempozyumlara doğru yol almaktır.

foto1son

Bora Akıncıtürk, “Forever: Possible Immortalities” sergisi, Londra

Open Space Istanbul’un sanatçılarıyla olan ilişkisi ve her sergi için farklı bir konsept ve mekan belirleyerek, klasik bir galeri işleyişinden ayrıldığını biliyorum. Biraz bundan bahsedebilir misin?Open Space Istanbul sırf sanatçılarla değil; multi-disipliner insanlarla da projelere açık olduğu için, projeye göre alan seçme fikri içimize daha çok sindi. Galeri mekanı tek bir yerle sınırlı olduğunda pek çok ek sınırlama işin içine dahil olabiliyor. Biz bu durumu Open Space Istanbul’u “gezen bir proje alanına” dönüştürerek refüze ettik.

İsim bizi Istanbul’a yönlendirse de; Open Space Istanbul, Londra ve İstanbul olmak üzere 2 şehirde varlık gösteren bir galeri. Neden Londra? Neden İstanbul?
İstanbul’u değerlendirirken şehrin tarihinin M.Ö. 660 yılına, Byzantium olduğu döneme uzandığını ve bugüne dek tarihteki en etkili şehirlerden biri olduğunu biliyoruz. Coğrafi olarak Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan İstanbul, kültür ve tarihinde iç içe geçtiği bir şehir. Bu yüzden birden fazla kültürü temsil edebilecek bir şehir olarak İstanbul’u seçtik. Londra ve İstanbul büyük şehirler ve ikisi de birbirinden çok farklı, Open Space Istanbul olarak bu farklılıkları da bir araya getirmeyi amaçlıyoruz.

foto2son

“City Senses”, Londra

Sergileriniz ve olacaksa farklı etkinlik, sanatçı rezidansları İstanbul ve Londra arasında ilişkili olarak mı sürdürülecek? Yoksa birbirinden bağımsız olarak mı ilerleyecek?
Londra ve İstanbul programlarının aralarında tematik bağlantı kurarak ve aynı konseptte ilerlemelerini diliyoruz.

foto4son

Genco Gülan

Henüz oldukça genç bir oluşum olmanıza rağmen İstanbul ve Londra’da sergileriniz oldu. Bugüne dek gerçekleştirdiğiniz sergi ve etkinlikler neler?
Londra’daki sergilerinden sonra sanatçılar, küratörler ve sanat profesyonellerini bir araya getirmeyi amaçlayan uluslararası sanat projesi Open Space İstanbul Türkiye lansmanını 11 Haziran 2015’te, Sumahan’da Genco Gülan ve Aslı Dinç ile gerçekleştirdik. Disiplinler – aşırı kavramsal yapıtlarıyla tanınan sanatçı Gülan’ın on dört yılı aşkın bir süredir üzerinde çalıştığı video enstalasyonu “Newist”, ilk kez 11 Haziran’da Sumahan’da sergilendi. Gerçek ve kurmaca olayların iç içe geçtiği “Newist”, Genco Gülan’ın 2001 yazı sonunda New York’ta kaleme aldığı notlarından oluşan bir metinden yola çıkıyor. Metindeki ana başlıkları; “yazma, okuma, kaydetme eylemleri, şehir, metro, müzecilik, New York ve İstanbul” oluşturuyor. Başlangıçta birbiriyle ilgisiz görünen kısa notlar ve detaylar, 11 Eylül öncesi son bir ayda New York’un atmosferine işaret ediyor.

foto3son

Billur Tansel, Genco Gülan, Hüma Kabakcı, Aslı Dinç

Gelecek planlarınızdan da biraz bahseder misin?
Gelecek programlara bakınca en yakın 3 projemizden bahsedebilirim. Bunlardan birincisi; İstanbul Bienal’i kapsamında Hera Büyüktaşçıyan, Anjelika Akbar, Doç. Dr. Ufuk Kocabaş, Rahmi Ögdül, Ali Ethem Kesin, Nevzat Sayın’ın konuşmacı olarak yer aldığı “Salty Thoughts” adlı konferansımız. Benim ve Billur Tansel’İn küratörlüğünde 14 Eylül 2015’te gerçekleşecek. 14. İstanbul Bienal’inde incelenen Saltwater – tuzlu su kavramının çok yüzlü anlamı, konferansın farklı disiplinlerde uzmanlıkları olan konuşmacıları tarafından incelenecek. Mimar ve küratör Nevzat Sayın’ın moderatörlüğünde ilerleyecek konferansta; ilişkisi bulunan çalışmaların yer aldığı bir video gösterimi de olacak.

“Salty Thoughts” aynı zamanda Open Space İstanbul’un farklı disiplinler ve farklı kültürler arasındaki fikir alış verişi sağlama ideolojisini İstanbul Bienali ile eş zamanlı sürdürüyor olacak. Bizim incelememiz; farklı alanlarda profesyonellikleri olan insanların bir araya geldiği aynı konu üzerine kendi bilgi birikimleri, eğitimleri, uzmanlık alanları ve alt yapılarının yaklaşımlarında ve analizlerinde nasıl farklılıklara yol açtığı üzerine olacak.

İkinci olarak; Fabian Chiquet ile Ayşe Deniz Gökçin’in “The Wedding Party Massacre” isimli performatif gösterisini izleyicilerle buluşturacağız. 5 -6 Ekim 2015’te gerçekleşecek performans Londra’da LimeWharf, Vynerstreet, Hackney E2 9DJ adresinde gerçekleşecek. Seyirciyi görsel dünyanın içerisinde işitsel enerjiyle kaybolmaya davet eden performans; güncel korkularımıza çıkacağımız bir yolculuk olarak değerlendirilebilir.

Üçüncü olarak Crossing Lines karma sergimiz; 9- 22 Kasım 2015 tarihleri arasında Londra, Gallery on the Corner’da 10-22 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek. Sergide Ergin Çavuşoğlu, Nezaket Ekici, Antonio Riello, Paul Hodgson, Taus Makhacheva, Özlem Günyol & Mustafa Kunt’un çalışmaları yer alacak. Sanatçıların sosyal ve bireysel kimliklerimiz ve aidiyetlerimiz üzerine olan çalışmaları, ön yargılar, geleneklerin ve cinsiyet, ırk, dil, din, kalıtım etkisinde “Kimlik Arayışı’nın” yaşamsal değişkenleri olarak irdeleniyor.

 

foto5son

Paul Hodgson, “Crossing Lines”

Related posts: