Zürih’te Bir Gün

Share..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Email this to someone

Zürih’te Bir gün
Yazan Berna Vincent
(only available in Turkish)

Zürih’e seyahat benim için Jules Verne’in “Merih’e Seyahat”i kadar fantastik ve açıkçası biraz gereksizdi. 90’larda doğduysanız Merih’in Mars demek olduğunu da ekleyeyim.

Her neyse, ne Mars ne de Zürih’e gidesim hiç gelmedi. Ama bazen bazı destinasyonlar burnunuzun dibinde biter ve iyi ki gitmişim dersiniz, önyargınızdan dolayı kızarsınız ve kendinizi bir sonraki seferi planlarken bulursunuz. Bende de tam olarak böyle oldu. Ayrıca ilkbaharın en çok yakıştığı Avrupa şehirlerinden biri olduğunu da söyleyebilirim.

01--Lindenhof

 Lindenhof: Bence bir şehri gördüm demenin yolu gerçekten tepeden görmekten geçiyor. Kafanızda o şehre dair algı oluşması için o noktadan bir bakmak gerekiyor. Zürih bu anlamda en güzel skyline’a sahip şehirlerden. Lindenhof’a doğru yürürken karşılaşacağınız butikler, antikacılar ve galerilerde de aklınızın kalması olası…

02--Kunsthalle

Kunsthalle Zürich: Çocukluğumdan beri bana gittiğim şehirlerin müzelerini gezmem gerektiği öğretildi. O nedenle Kunsthalle Zürich’e uğramadan dönmem düşünülemezdi. Avrupa’nın en güçlü modern sanat koleksiyonlarından birine sahip olan müzedeki geçici sergileri de atlamayın.
Limmatstrasse 270

03--Cabaret-Voltaire

Cabaret Voltaire: Dadaizmin mabedi Cabaret Voltaire, sanat ve tarihten hoşlanıyorsanız mutlaka gitmeniz gereken yerlerden. Hugo Ball’un 1916’da açtığı mekan, var olan sanat görüşlerini reddeden genç sanatçıların uğrak yeri oldu. Wassily Kandinsky, Paul Klee, Max Ernst’in ruhlarının dolaştığı Cabaret Voltaire, içinizde var olduğunu düşündüğünüz yaratıcı potansiyeli harekete geçirebilir belki, kim bilir… Ayrıca kafesi ve shop’u da çok keyifli.
Spiegelgasse 1

lake

Nehir Kenarında…
Dibini gördüğünüz nehir kenarında oturup şehri seyrederek beyninizin görseller bölümüne katkıda bulunabilirsiniz. Yanınızda takılan ördeğin renk konusunda Pantone kataloğundan eksiği olmadığını göreceksiniz.

04--Zurich-West

Zürich-West: Kabul ediyorum, bu şehre karşı önyargılı olma sebeplerimden biri şehirdeki genç nüfusun azlığıydı. Yıllar önce izlediğim bir Zürih belgeseli yüzünden belki, sadece beyaz saçlı bir popülasyonla karşılaşacağımdan öyle emindim ki Batı Zürih’e gidince neye uğradığımı şaşırdım. Bence Zürih’in en güzel yeri ve tam bir hipsterhood!

05--Les-Halles

Les Halles: Batı Zürih’in en eğlenceli restoran-barı. İçeri girince çıkmak istemeyeceğiniz ve saatler geçireceğiniz yerlerden. Kitsch objeler, retro mobilyalar ve güler yüzlü personeliyle akılda kalıcı.
Pfingstweidstrasse 6

07--IMG_2489

Freitag: Batı Zürih’te dolaşırken ve biraz ilerideki gökdelenler görüntüyü domine etmişken karşımıza onlarla yarışan kendi halinde bir gökdelen çıkıyor. Mimarisi onlardan oldukça farklı; üst üste konmuş konteynırlardan oluşan bir kule bu. Çocuk yapbozu gibi. Freitag’ın konteynırlardan oluşan flagship mağazasından bahsediyorum. Çöpe gidecek şeylerden neler üretebiliriz diye düşünülmüş ve ortaya bu İsviçre markası çıkmış. Böyle bir markanın kendine üs olarak seçtiği yerin de konteynırlardan oluşan bir kule olması mantıklı. Bir şey alma düşünceniz yoksa bile mutlaka gidip görün, Zürih’e bir de Freitag’ın kulesinden bakın.
Geroldstrasse 17

08--Rosso

Rosso: Bir başka Zürich West sürprizi daha. Hurdacıların önünde yığılmış bisikletlerin, sandalyelerin arasında eski bir atölye ya da imalathane olduğunu düşündüğüm şekilsiz yapının kapısını zorlarken bu yerin neden tavsiye edilen mekanlar arasında olduğuna anlam veremiyorum, tabii ki sadece birkaç saniye, sonrası gerçek bir sürpriz. Lezzetlerinin de dekorasyonu kadar iddialı ve karakter sahibi olduğunu belirtmeliyim. Buraya gitmek istiyorsanız rezervasyon yaptırmayı unutmayın.
Geroldstrasse 31

 

Related posts: